Cunda Denizcilik bünyesinde çalışan Volgo-Don 5021 mürettebatının aylardır süregelen ücret gasplarına, tecrit politikalarına ve şirket yönetiminin açık tehditlerine karşı Samsun Limanı’nda başlattığı fiili grev; kararlı duruş, fiili meşru mücadele ve örgütlü dayanışma sayesinde kesin bir zaferle sonuçlandı.

Deniz iş kolundaki kuralsızlığa, armatörlerin cezasızlık güvencesine ve güvencesiz çalıştırma düzenine karşı yürütülen bu direnişin tüm aşamaları şu şekilde gelişti:
Volgo-Don 5021 personeli, riskli seyir koşullarına rağmen Mayıs ayından itibaren aylarca maaşlarını alamadan çalıştırıldı.Biriken alacakların ödenmemesi ve şirket yönetiminin oyalama taktikleri üzerine mürettebat, uluslararası denetim mekanizmalarını devreye sokarak Liman Devleti Denetimi (PSC) ve Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu (ITF) nezdinde resmi şikayetlerde bulundu.
Yapılan denetimler ve tespit edilen ihlaller sonucunda gemi Samsun Limanı’nda PSC tarafından bağlandı.Geminin bağlanmasına rağmen Cunda Denizcilik yönetimi ödeme yapmaya yanaşmadı. Yasal kanalların işçilerin hakkını derhal teslim etmekte yetersiz kaldığını gören mürettebat, anayasal ve meşru özsavunma hakkını kullanarak gemiyi terk etmeme ve üretimi durdurma (fiili grev) kararı aldı.
Fiili grevi kırmak isteyen şirket yönetimi, temel insan haklarını çiğneyerek gemiye su, kumanya, yakıt ve temizlik malzemesi gönderilmesini durdurdu; işçileri liman ortasında açlık ve susuzlukla terbiye etmeye çalıştı.Baskı sürecinde Cunda Denizcilik patronu Mehmet Engin Özturan, şirket bünyesindeki tüm kaptanların yer aldığı iletişim grubuna hakaret ve tehdit dolu ses kayıtları gönderdi. Şirketin işletmesini devrettiği gemilerdeki diğer tüm personelin alacaklarını yakmakla tehdit ederek işçiler arasında bölünme yaratmaya çalıştı; benzer tehditler şirket DPA’sı Servet Özbey tarafından da sürdürüldü.
Deniz İşçileri Platformu’nun gemideki personelle doğrudan temas kurmasıyla birlikte, DGD-SEN (Depo, Antrepo, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı Sendikası) sürece fiilen müdahil oldu.Hukuki süreç sendika avukatları aracılığıyla yürütülürken; Deniz İşçileri Platformu ve DGD-SEN, gemideki tecrit ve açlık politikasını başta bağımsız emek basını (Evrensel, BirGün) olmak üzere tüm kamuoyunun gündemine taşıdı.Şirketin “Haberleri ve paylaşımları geri çekin, Mayıs-Haziran-Temmuz’u verelim ama Ağustos’u unutun” dayatması, işçilerin ve temsilcilerin “Tüm haklar eksiksiz verilecek” kararlılığıyla geri püskürtüldü.
Gemideki mürettebatın geri adım atmayan iradesi ile karadan yürütülen basın ve kamuoyu baskısı Cunda Denizcilik yönetimini masaya oturmak zorunda bıraktı.
Yapılan müzakereler sonucunda, işçilerin Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait tüm birikmiş alacakları hesaplarına eksiksiz yatırıldı,Ağustos ayı hak edişlerinin ise Eylül ayı içerisinde ödeneceğine dair şirket yetkililerince resmi ve yazılı taahhütname verildi.
Karadeniz ve Akdeniz havzasında, savaş ve kriz bölgelerinde hiçbir can güvenliği olmadan, düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırılmak istenen tüm deniz emekçilerine yol göstermiştir: Haklar lütuf değil, fiili ve meşru mücadeleyle alınır.Deniz işçileri yalnız değildir; gemilerde ve limanlarda örgütlü mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz!

