DENİZ İŞÇİLERİNİN HAYATI ARMATÖRLERİN İNSAFINA TERK EDİLEMEZ!
.
ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
.
HEPİNİZ GÖZÜ ÖNÜNDE,
KATLEDİLİYORUZ!
.
BİRER İKİŞER, ONAR ONAR KATLEDİLİYORUZ!
.
Dünya ticaretinin yüzde 90’ını sırtlayan deniz işçileri olarak; her geçen gün artan iş cinayetlerine, armatörlerin kâr hırsına ve denizlerdeki denetimsizliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz.
.
Son dönemde Silivri açıklarında, Girne’de batan gemiler ve daha öncesinde Karadeniz’de ve Marmara’da yaşanan Kafkametler, Bilal Bal ve Batuhan A gibi gemi faciaları, sistemin ne kadar çürümüş olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.
.
Bizler çok iyi biliyoruz ki bu yaşananlar kaza değil, ihmaller zincirinin ve kâr hırsının getirdiği cinayetlerdir.
.
GEMİLERDE ÖLMEK İSTEMİYORUZ!
.
Bölgesel krizler ve savaşlar, deniz taşımacılığında doğrudan biz işçilerin hayatını riske atmaktadır.
Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle Karadeniz’de, İran-İsrail/ABD savaşıyla Hürmüz Boğazı’nda ve Husilerin saldırılarıyla Kızıldeniz’de sivil ticaret gemileri açık birer hedefe dönüşmüştür. Büyük kurumsal filoların girmekten çekindiği bu ölüm rotalarına, savaş riskinin getirdiği yüksek navlun gelirlerine tamah eden yerli armatörler, yaşlı ve bakımsız hurda gemileri pervasızca sürmektedir. Uluslararası sözleşmeler ve kurallar gereği denizcilerin savaş bölgesine gitmeyi reddetme hakkı bulunmasına rağmen, ekonomik krizin getirdiği zorluklar nedeniyle, armatörler işsizlik tehdidiyle ve hukuken geçersiz kıldıkları sözleşme maddeleriyle denizcilerin canını hiçe saymaktadır.
.
SAVAŞTA BARIŞTA SERMAYE ÖLDÜRÜR!
.
Sektörün temel mantığı ne yazık ki “denetimden geçsin, pervane dönsün” anlayışına hapsolmuştur. Denizcilik, görünürde dünyada en çok kuralın ve belgenin olduğu sektörlerden biri olsa da bu kurallar yalnızca kâğıt üzerinde kalmaktadır. Armatörler, hızlı sermaye birikimi sağlamak için hurdaya ayrılması gereken, standart altı gemileri ucuz maliyetlerle satın alıp arıza sınırında, yorgun, mürettebatla çalıştırmaktadır. Peki ama bu gemiler; bayrak devleti, liman devleti ve klas kuruluşlarının denetimlerinden nasıl geçmektedir?
İdarelerdeki rüşvet çarkları, denetimlerin kâğıt üzerindeki eksikliklere ve anlık görüntülere dayalı olması, denizcilerin hayatını tehlikeye atan, çalışmaya hiç uygun olmayan regülasyonlar kazalara davetiye çıkarmaktadır. Ayrıca “Elverişli Bayrak” sistemi sayesinde armatörler, Tualu, Panama, Liberia gibi bayraklarla yerel denetimlerden kaçarak yasal boşlukları kendi lehlerine kullanmaktadır.
.
DENİZCİLER ÖLÜRKEN, ARMATÖRE HUZUR YOK!
.
Denetimciler gemiye geldiğinde yalnızca evrak üzerindeki kutucukların işaretlenip işaretlenmediğine bakmakta, sahadaki gerçek riskleri, ertelenen tamiratları ve denizcilerin maruz kaldığı kronik yorgunluğu görmezden gelmektedir. Kağıt üzerinde tamamen dinlenmiş görünen denizciler, gerçekte uykusuzluk ve görünmeyen, belgelenemeyen mesai sömürüsü altında ezilmektedir. Sistem, maliyetleri kısmak adına eksik personel, yetersiz kumanya ve sürekli ertelenen bakımlarla “idare eder” mantığıyla yürütülmektedir. Olası bir faciada ise tüm idareleri ve şirketleri aklamak adına faturanın utanmazca mürettebata yani “insan hatası”na kesilmesi, sistemik ve örgütsel suçları örtbas etmenin bir yolu olarak kullanılmaktadır.
.
DENİZDE, KARADA, SÖMÜRÜYE GEÇİT YOK!
.
Biz deniz işçileri, açık denizin getirdiği fiziki izolasyon ve karmaşık hukuk düzeni yüzünden yalıtılmış olabiliriz. Yıpranma paylarımız elimizden alınmış, günde 14 saate varan çalışma sürelerine mahkum edilmiş olabiliriz. Ancak yalnız değiliz! Yakın zamanda Samsun demir sahasında dört ay maaş alamayan, susuzluğa ve açlığa terk edilen Volgo-Don 5021 mürettebatının fiili grevi ve kazandığı zafer, meşru direnişin gücünü hepimize göstermiştir.
.
Deniz İşçileri Platformu olarak tüm denizcilere açık çağrımızdır:
Karşı karşıya kaldığımız bu kuralsızlık düzenini, idarelerin göz yumduğu kâr hırsını ve adeta birer tabutluk olan standart altı gemilerde bizlere biçilen ölüm fermanlarını yırtıp atmak ancak bir araya gelerek mümkündür. Güvencesizlik rejimine karşı; taban odaklı ve bağımsız bir dayanışma hattı kurarak örgütlenmeliyiz. İnsanca yaşamak, standart altı gemilerde can vermemek ve haklarımızı alabilmek için deniz işçilerinin tek kurtuluşu örgütlü mücadelesindedir.
.
Deniz Mücadeledir!
Deniz İşçileri Platformu
.
UNUTMAK YOK AFFETMEK YOK

