Girne açıklarında Filo Jet adlı hızlı yolcu gemisinin su alarak trim ve meyil dengesini kaybetmesi, alabora olup yüzlerce insanı can pazarına sürüklemesi bir kaza değildir. Bu olay sermayenin kâr hırsı, bayrak devleti denetimsizliği ve Ulaştırma Bakanlığının ihmaller zincirinin doğrudan sonucudur.
Geçmişte Iris Jet adıyla kaza yapıp su alan, 2003 yılında aldığı baş bodoslama hasarı usulüne uygun onarılmadan çalıştırıldığı için gövdesinde ağır yapısal katman ayrışması oluşan ve yıllarca limanlarda çürümeye terk edildikten sonra allanıp pullanarak tekrar sefere konulan 26 yıllık fiberglas bir tekne yüzlerce canla denize sürülmüştür.

Kamuoyuyla paylaşılan belgeler ve olayın teknik arka planı karşısında şu soruların hesabı derhal verilmelidir.
Kamuoyuyla paylaşılan son kuru havuz, klas sertifikası ve Türk Loydu survey raporları hangi bilimsel kriterlere, hangi standartlara ve ne tür bir denetim ciddiyetine dayanılarak onaylanmıştır?
Geminin geçmişindeki ağır yapısal ayrışma ve kaza onarım geçmişi bayrak devleti ile klas denetçileri tarafından neden görmezden gelinmiştir?
Yerel saatle 12.10 sularında yapılan resmi tehlike çağrısı ortadayken faturayı doğrudan köprüüstü personeline kesmeye çalışmak sorumluluktan kaçmaktır. Gerçekler sefer veri kaydedici ve köprüüstü ses ile alarm kayıtlarıyla eksiksiz açıklanmalıdır.

Kafkametler, Batuhan A ve Arvin gibi ticari kargo gemilerinde yaşanan katliamlar hafızalarımızda tazeliğini korurken aynı denetimsizlik ve cezasızlık düzeni bu kez bir yolcu gemisinde canları hedef almıştır. Bilimin, uluslararası emniyet kurallarının ve insan hayatının hiçe sayıldığı bu düzeni kader ya da hava muhalefeti bahaneleriyle örtbas edemezsiniz.
Deniz işçilerinin ve yolcuların hayatını hiçe sayan şirketler de bu tabutluklara kâğıt üstünde vize veren denetçiler de makam koltuklarında oturup bu cinayetlere çanak tutan yetkililer de hesap vermek zorundadır.

